Ahmet Güneştekin: “Bir Başarı Varsa Ben Onu Ülkeme Atfediyorum”

0
385

Ressam Ahmet Güneştekin, tuval resmine hapsolmuş bir sanatçı olmadığını, sürekli keşif ve yaratma derdi bulunduğunu, farklı malzemeleri sanat eserine dönüştürmeyi sevdiğini belirterek, “Sayısını bilmediğim kadar hakkımda kitaplar yazıldı, kataloglar yapıldı, yüzlerce bilimsel makale var. Bir başarı varsa ben onu ülkeme atfediyorum.” dedi.

Batman’da 1966’da doğan, İstanbul Beyoğlu’nda 1997’de açtığı atölyesinde ilk eserlerini çalışmaya başlayan Güneştekin, Modern Sanat alanında dünyaca tanınan sanatçılar arasına girdi.

Dünyanın birçok yerinde solo sergiler açan Güneştekin, uzun bir aradan sonra İstanbul’da açtığı “Hafıza Odası” ve Ankara’daki “Seçilmiş İşler” sergileriyle sanatseverlere buluştu.

Güneştekin, hayat yolculuğu, sanatsal yaklaşımı ve sergileri hakkında AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Soru: “Ahmet Güneştekin, Batman’ın küçük bir köyünden çıkıp, uluslararası sanat çevrelerinin dikkati çekmesi ve eserleri çok yüksek fiyatlara alıcı bulmasıyla gündeme geldi. Bize bu film gibi hikayeyi özetler misiniz?”

Ahmet Güneştekin: “Aslında başarıya çok alışkın olmayan bir milletiz. Oysa farklı alanlarda, farklı disiplinlerde başarılı olan birçok sanatçımız Anadolu’nun farklı şehirlerinden geliyor. Kimse çok büyük bir metropolde, aristokrat bir aileden gelmiyor. Dünya edebiyatında önemli yerleri olan yazarlardan biri Yaşar Kemal’in de kökeni Van’dır ama Adana’ya göç etmiş bir ailede küçük bir köyde doğmuş biridir. İbni Haldun’un bir sözü var bazen haklı bulurum bazen bulmam ‘Coğrafya kaderdir’ diye, dünyanın her yerinde böyledir. Birçok alanda sanatçılar zor coğrafyalarda doğarlar. Bu kimisi için bir handikap gibi gözükse de cesareti olan, güçlü, yaratıcılığına, kendisine inanan bir sanatçı çok rahat bir şekilde o handikap gibi gözüken şeyi avantaja çevirebiliyor. Zor şartlar altında yetiştiğiniz zaman siz rahat ortamda yetişmiş birinden daha çok çalışma, kendini tanıtma, kendini kabul ettirme çabasını taşıyorsunuz, bir anlamda daha büyük yüklerin altına giriyorsunuz. Bu sanatçının kendine olan güveni ve cesaretiyle alakalı bir şey.



Batman’da birçok kültürün, farklı etnik kimliklerin, inançların olduğu bir coğrafyada dünyaya geldim. Komşularımın içinde Süryaniler, Ermeniler, Keldaniler, Araplar, Türkler, Kürtler, Ezidiler vardı. Onların sesleri, türküleri, ağıtları, gelenekleri, düğünleri, ölüm merasimleriyle tanışıyorsunuz ve o kültürün içine bir sanatçı adayı için öyle bir coğrafyada öyle renklerin içinde büyümek ayrı bir avantaj. Ben o avantajı iyi kullananlardan biri oldum. O yüzden sanatımın temelini bu çoklu kültür oluşturuyor.”

– “Sanatı bilgi yaratır”

Soru: “Farklı bir bakış açısıyla ve değişik materyaller kullanarak eserler oluşturuyorsunuz. Nedir tam olarak Ahmet Güneştekin tarzı?”

Ahmet Güneştekin: “Bir tuval resmine hapsolmuş sanatçı değilim. Sürekli bir keşifle derdi olan, yeni bir yaratma derdi bulunan sanatçıyım. Bu yüzden disiplinler arası çok yolculuğum oldu. Yaptığım tuval resimleri bile kendi arasında en az 8-10 farklı teknikle buluşuyor. Üç boyutlu işler, metal tuvaller, birçok farklı malzeme… Bunun dışında seramikler, patchworkler, heykeller, videolar, enstalasyonlar…

Yaşadığım ülke ve dünyada tanıklık ettiğim pek çok olayı sanat yoluyla buluşturabiliyorum. Öyle bir derdim de var aslında. O yüzden farklı malzemelere dokunmayı, farklı malzemelerle oynamayı, onları sanat eserine dönüştürmeyi seviyorum. Sadece bir şeye hapsolmak kendi dünyanızı sınırlamanız ya da söyleyecek çok sözünüz olmadığı anlamına gelir. Ben çabuk sıkılan biriyim, sürekli yeni bir şey yapma derdindeyim, çünkü sanatı bilgi yaratır. Eğer ki okuyan, araştıran biriyseniz ve farklı disiplinlerden, müzikten, sanattan, tiyatrodan, edebiyattan beslenirseniz, disiplinlerarası geçişleri rahat sağlayabiliyorsunuz, çünkü sanatın temeli bilgidir.”

– “Geçmişi referans alıp bugünkü zamana kendi dilimle taşıyorum”

Soru: “Sanatınızı Anadolu hikayelerinin ve mitlerinin beslediğini ifade ediyorsunuz bunun dışavurumu ise oldukça modern sanat ürünleri olarak ortaya çıkıyor. Gelenekle moderni böylesine buluşturmanın sırrı nedir?”

Ahmet Güneştekin: “Gelenek aslında bizi eğiten bir kelimedir. Gelenek zaten size ipuçlarını veriyor. Diyor ki gelene ek yapacaksın. Ben geçmişi referans alıp bugünkü zamana kendi dilimle taşıyorum. Benim aslında bütün sırrım bu. Binlerce yıllık hikayeleri ya da seramik mesela kaç asırlık bir kültürdür, aynı geleneği bugünkü moderniteye kendi hikayelerimle, kendi formlarımla taşıyorum. Ya da bir resim, bir enstalasyon, bir heykel yine aynı şekilde kendi dilimle buluşturuyorum. O da dünyada farklı olarak görülüyor, bu şekilde kabul ediliyor. Sanat otoriteleri hak ettiği değeri çok rahat şekilde sağlayabiliyor.

Bizim sanatçılarımız, sanatçı adaylarımız kendileri bir şey yaratmalı. Bu da çok çalışmayla, çok okumayla, araştırmayla diğer disiplinlerden faydalanmayla olur. Sinema, edebiyat, müzik çok şey kazandırır. Yaşadığınız dünyayı gözlemlemeniz dünyayla entegre olmanız, dünyada olan biten trajedileri iyi şeyleri kötü şeyleri her anlamda biraz bunlara duyarlı olduğunuz zaman sanatınızı besler. Dolayısıyla bütün bunlar bana avantaj olarak döndü. Nenemden dinlediğim hikayeler, meraklısı olup bütün hikaye anlatıcılarının izini sürmem, uzun yıllar TRT’de belgeseller çekmem, ninemin hikayelerinin geçtiği coğrafyalara gidip dokunmam, Yaşar Kemal gibi büyük bir ustanın yanında yetişmiş olmam, aramızdaki dostluğun bir baba oğul ilişkisine dönüşmesi hayatıma çok önemli öğreticiler almış olmam…

Hiç tanışmadığım büyük öğreticilerimin olması yani büyük edebiyatçılar, büyük sinemacılar, büyük sanatçılar bunları da siz kendinize örnek alıyorsunuz. Bunlar bizim birer öğreticimiz. Hayat her an her şeyi size öğretebiliyor. Bu sanatınızı besliyor ve sanatınızı güçlü bir hale getirebiliyor.”

– “Bugünkü sanat artık yeni bir şey söylemektir”

Soru: “Sanatçı adaylarına, gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?”

Ahmet Güneştekin: “Bu işin ilk şartı çok çalışmak, çok okumak, cesur olmak, öz güven sahibi olmaktadır. Bunları yapmanız gerekiyor. Ya biri sizin adınıza bunları yapacak ki benim hayatımda böyle biri olmadı. Ben uğraştım, çabaladım, çok çaba sarf ettim. Bugün bile o çabaya sadık durumdayım. Oysa arkamda büyük bir ekip var, dünyada çalıştığım birçok müze, galeri, kurum var ona rağmen işlerimi kendim takip ediyorum. Bu işinize olan bağlılığınız, sevginiz ve disiplininizdir. Gençlerin de yaptıkları işleri sevmeleri, inanmaları gerekir. Kimseyi taklit etmemeleri, kendi dillerini yaratacakları bir çabanın içinde olmaları gerekir, çünkü bugünkü sanat artık yeni bir şey söylemektir. Yeni bir şey söylediğiniz zaman özgün bir dil yaratırsınız ve kabul görme ihtimaliniz yüksek, yoksa hiç şansınız yok.”

Soru: “Sizin gibi yetenekli ama fırsatları sınırlı yerlerde yaşayan çocuklara ilişkin projeleriniz olacak mı?”

Ahmet Güneştekin: “Son 6-7 senedir bir Güneştekin Fonu oluşturduk, yetenekli ama ekonomik olarak iyi durumda olmayan Anadolu’nun farklı şehirlerinden öğrenciler seçiyoruz ve bunların bütün masraflarını karşılıyoruz. Küçük burslar gibi değil tüm ihtiyaçlarını eğitim masraflarını karşılayacak bir fon bu. Bu gençlerle yılda birkaç kez bir araya geliyoruz ve aldıkları yolu gözlemliyoruz. Çok müdahale etmeyi sevmiyorum, gençlerin özgür bırakılması taraftarıyım. Zamanım ölçüsünde yılda en az 15-20 okul geziyorum, söyleşiler yapıyorum. Üniversiteler ve liseler buna dahil olmak üzere zaman zaman farklı kültür merkezlerinde benzer buluşmalar yapıyoruz. Batman’da benim adıma açılmış bir kültür merkezi var oranın programını takip ediyorum.”

– “Fuar alanı büyüklüğünde solo sergi”

Soru: İstanbul’da geçen hafta açtığınız “Hafıza Odası” ve Ankara’da açılan “Seçilmiş İşler” sergileri hakkında bilgi verebilir misiniz?

Ahmet Güneştekin: “İstanbul’daki sergi Pilevneli Galeri’de 4 bin metrekare alanda açıldı. Tematik bir sergi. Fuar alanı büyüklüğünde solo bir sergi oldu. Farklı disiplinlerden oluştuğu için insanlar çok yoğun ilgi gösteriyor. Bütün salonları dolup taşıyor, ücretsiz olduğu için ilgi daha da artıyor. Bir hafta sonra da Ankara’ya geldik. Sözüm vardı. Ankara’yı çok seviyorum burada iyi bir sanat kitlesi olduğunu düşünüyorum. CerModern benim açımdan şöyle bir önemi var. 2012’de yine bir solo sergi yapmıştım. Yönetici arkadaşılarımız yeni bir galeri açılacağını ve benimle olmasını istediklerini söylediklerinde keyifle kabul ettim. Hem Ankaralılarla buluşmuş olacağım hem de yeni bir sanat mekanının ilk parçası olmak da ayrı bir gurur.”

– “Bir başarı varsa ben onu ülkeme atfediyorum”

Soru: “Ahmet Güneştekin ismi tartışmalarla da sıklıkla gündeme geliyor. Sevenler kadar çok eleştirenler de var. Bu spekülasyonlar hakkında ne düşünüyorsunuz?”

Ahmet Güneştekin: “Yoğun bir sanatçıyım, 365 günü dolu olan, günde 20 saat çalışan 4 saat uyuyan biriyim. 13-14 müzede solo sergim oldu, bir eserim gidip sergilenmedi. En basiti Macaristan’da 3 farklı müzede aynı gün, aynı saatte sergim açıldı. Viyana Kunstforum gibi dünya sanatının en önemli müzelerinden birinde solo sergim oldu, şu anda Haydar Aliyev Müzesi’nde sergim devam ediyor. 2020’de Tiflis, Moskova, Astana Çağdaş Sanatlar Müzesi, Paris’te Victor Vazaline Müzesi olmak üzere her yıl müze, galeri, bienal, sanat fuarlarında sergilerim oluyor. Spekülasyon neden, niye yapılır? Başarılı sanatçı kimliğinden dolayı mı yapılır? Bunları duyunca şaşırıyorum sadece. Üzülmüyor muyum, üzülüyorum. Cevap veriyor muyum, hayır vermiyorum, zamanım yok. Bunu yapanlar da ne yazık ki meslektaşlarım. Oysa bunlara zaman ayırmayın, sanat yapmaya çalışın, başarmaya çalışın.

Sonuçta bu başarı Türkiye’nindir, Türkiye’ye geliyor. Dünyanın farklı bir ülkesinden beni göstermiyorlar ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak gösteriyorlar. Benim Kürt olmam sorunsa ne yapayım yani coğrafya kadermiş öyle diyor İbni Haldun. Yani kimse annesini, babasını, dilini, inancını, coğrafyasını seçmiyor. Eğer ben Misakımilli sınırları içinde olan bir sanatçıysam Bursa’daki, İzmir’deki, Ankara’daki bir vatandaş kadar Batman’da doğan bir vatandaş olarak ülkede hakkım var, ben de o kadar ülkemi seviyorum.

Bir başarı varsa ben onu ülkeme atfediyorum. Sayısını bilmediğim kadar hakkımda kitaplar yazıldı, kataloglar yapıldı, yüzlerce bilimsel makale var. İnsanlar bir sanat eserini bilimsel olarak değerlendirirler. Bir başarı şişirilirse ya da suni olarak yürütülürse 1-2 yıl yapabilirsiniz. Bunu 10 yıla çıkaramazsınız. Benim şu anda önümdeki 3 senem daha dolu 3 sene daha bana katlanacaksınız demektir.”

Kaynak: Röportaj – Ahmet Güneştekin: “Bir Başarı Varsa Ben Onu Ülkeme Atfediyorum”

CEVAP VER

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.