Beklenen Godot’lar: Mesih, Mehdi ve Adnan’lar

0
194

Şam’daki Emevi cami, Ortadoğu’da var olan dinlerin tipik bir yığınak örneğidir.

Antik Çağ’da Roma tanrısı Jüpiter’e adanmış bir tapınak 4. yüzyılda Hıristiyan azizi Vaftizci Yahya’nın adını taşıyan kiliseye dönüştürülmüş, 634 yılında camiye çevrilmiş; yetmiş yıl süreyle hem kilise, hem cami olarak kullanıldıktan sonra 700’lü yıllarda tümüyle camileştirilmiştir.

Mekân, Ortadoğu’nun en kutsal ortak ibadethanesi sayılmakta; barındırdığı Vaftizci Yahya ile Muhammed Peygamber’in torunu Hüseyin’in kafatasları, Yunus Peygamber’in kalıntıları ve bahçesindeki Selahaddin Eyyubi türbesiyle başta Şiiler, tüm İslam mezhepleri için ideolojik önemde olup Vaftizci Yahya geçmişi yüzünden Yahudi ve Hıristiyanların, en çok da bu iki dini birleştiren Amerikan Evangelist Kilisesi’nin de “gasp edilmiş mülk” özlemiyle baktığı stratejik bir mevkidir.

Birbirlerine öykünerek, ama aralarında mutlaka husumet de geliştirerek yükselen dinler piramidinde; efsaneler de birbirinin taklidinden ibarettir.

İnsanlığı kıyamet korkusunun sardığı zamanlarda Yahudi Hıristiyan müminlerin ortaya çıkıp her şeyi düzene koymasını beklediği Mesih figürü, İslamda Mehdi’ye dönüşmüş ve daha kucaklayıcı bir algı için Mesih de inkâr edilmeyerek, İsa olacağı varsayılan Mesih’in, Müslüman Mehdi’nin arkasında namaza duracağı öngörülmüştür.

 Mehdi’nin menzili de belli: Emevi Cami

 Müslümanların beklediği Mehdi caminin (nedense?) İsa Minaresi diye bilinen beyaz minaresinin dibinde ortaya çıkacak, arkasında saf tutan Mesih, İsa’yla namaz kılacaktır.
Mehdi olduğuna inanan ya da Mehdi’yle yakınlaşmak isteyen bazıları, işte bu mucize beklentisiyle Emevi Camii’nde namaz kılmak için yanıp tutuşurlar. 

Caminin Müslüman Mehdi adayları ve Mesih bendelerinin “arzu objesi oluşu; elbette ki Saidi Nursi’nin de gözünden kaçmamıştı.

Kıyamet sayılacak Birinci Dünya Savaşı’nda alenen Alman ajanı olup sonra İngilizler, sonunda ve hâlâ da Amerikan Evangelist Kilise tarafından kullanılan Saidi Nursi, 1909 yılında Emevi Camii’nde Şam hutbesi diye anılan bir konferans verdi.

Said’in “Hutbei Şamiye”sinin 99. yılı, 2008’de Esad’la arası güllük gülistan olan AKP iktidarının gönderdiği elçiler ve Suriyeli din adamlarının katılımıyla yeniden Emevi caminde okundu, kutlandı.

Saidi Nursi’nin savunduğu İslam birliği projesi tam rayına oturuyordu ki Suriye’de iç savaş çıktı, Türkiye’nin muktediri Şia ile ortaklık ve Esad’la dostluğunu gömüp; Sünni kökenli fanatik isyancıları desteklemeyi seçti.

 Mehdi’ye ortam hazırlayan Adnan

 Nakşibendi tarikatıyla yakınlığını gizlemeyen, ama aslen Saidi Nursi’nin fikirlerini birebir benimseyen Em. Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi’nin Cumhurbaşkanı’yla tanışıklığı; Erdoğan’ın İBB Başkanı, Tanrıverdi’nin ise elinde bir dal parçasıyla yatır aradığına dair tutanak tutulan Kartal Maltepe Zırhlı Tugay komutanlığı dönemine rastlıyor.* 2016’da Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı’na atanıyor.

28 Şubat’ta ordudan tasfiye edilen dinci askerlerle önce ASDER, ardından tam da 28 Şubat 2012’de SADAT’ı kuran Adnan Tanrıverdi; başkenti İstanbul olarak saptanan “İslam devletleri konfederasyonu” zırvasına şeriat anayasası hazırlayan ASSAM kongrelerinin birincisini 2017, ikincisini 2018 ve üçüncüsünü 2019’da, yani hepsini Cumhurbaşkanı danışmanıyken düzenledi…

Ama danışmanlık görevinden T.C. Anayasası’nı ilgaya teşebbüs (TCK m.309) suçu olan ve pek çok kamu kuruluşunun da madden desteklediği bu kongreler için değil, Mehdi’ye ortam hazırlamak” açıklaması yüzünden istifa etti ya da ettirildi.

Adnan Tanrıverdi’nin inanç ve amacını gizlediği söylenemez. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini başdanışman yaptığında nasıl biri olduğunu elbette biliyordu.

 Kediciklerin Mehdisi öteki Adnan

 Peki Adnan Oktar’la yakınlığını biliyor muydu?

Adnan Tanrıverdi, Adnan Oktar’ın sıkı dostuydu. Em.Tuğgeneral, 2000 yılından öteye kendisi gibi Mehdi’ci Adnan Oktar’ın Harun Yahya çakma adıyla yayımladığı Yaratılış Atlası ile Yahudilik ve Masonluk başlıklı kitaplarını devlet katında gönüllü dağıttı. Evrim teorisinin müfredattan kaldırılmasında büyük rol oynadı. Defalarca A9 Kanalı’nda program yaptı. Yakın teması, Adnan Oktar tutuklanıncaya kadar sürdü. Operasyon yapılınca kayıplara karıştı. Daha doğrusu Saray’a sığındı.

İki Adnan’ın ilişkisi öyle derindi ki, Adnan Tanrıverdi istifa edince, Adnan Oktar hapisanedeki hücresinden avukatı aracılığıyla yargılanmakta olduğu İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ne “Sayın Cumhurbaşkanımızın milli güvenlik başdanışmanı Adnan Tanrıverdi’nin ‘Mehdi’ye ortam hazırlamalıyız’ konulu konuşması nedeniyle uğradığı saldırıların müvekkilin (Adnan Oktar) arkadaş camiasına kurulan kumpasın nedenlerinden birine işaret ettiğine dair” yazılı bir açıklama verdi!

7 Ocak 2020 tarihiyle kayıtlara geçen açıklamada, “Mehdilik konusunda AKP hükümetinin müvekille (Adnan Oktar), müvekkilin de AKP hükümetiyle benzer görüşleri savunduğu, dolayısıyla da Tanrıverdi’nin uğradığı saldırılara maruz kaldığı” ileri sürülüyor!

Adnan Oktar’ın bu iddiasına kanıt olarak sunduğu konuşmalar da ilginç… Örneğin, “Tayyip Hocam Mehdi (as)’a zemin hazırlayan bir insan. Benim kanaatim, Mehdiyet devrinde de cumhurbaşkanlığını devam ettirecek. Çünkü ideal bir yönetici, ideal bir insan (14 Aralık 2014)” sözleri…

Adnan Oktar’ın, kankası Adnan Tanrıverdi’yi sözde savunmak  için mahkemeye verdiği yazılı beyan, gerek Cumhurbaşkanlığı gerekse Tanrıverdi tarafından hiç de hoş karşılanmayacak bir belge.  

Saidi Nursi’nin hayaletinin Evangelist Kilise’nin yaratıkları FETÖ ve Adnancı Oktar organize suç örgütü ile SADAT’ın kurucusu, müstafi Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi’yi “Mehdi’yi bekleyenler’”şemsiyesi altında birleştirmesi; gerçekten şaşırtıcı, sevgili okurlarım.

*Yavuz Selim Demirağ/Yeniçağ, 27.01.2018  

CEVAP VER

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.