Enerji-politik mücadele sertleşiyor

0
74

Doğu Akdeniz’de bulunan petrol ve doğal gazın çıkarılması, paylaşılması ve pazarlanması sorunu, bölgemizin en önemli problemi…

Mesele son günlerde Türkiye ile Yunanistan özelinde daha da sıcak bir seviyeye yükselmişse de, İsrail’den Mısır’a, Lübnan’dan Güney Kıbrıs’a, Suriye’den Libya’ya Doğu Akdeniz çanağının etrafındaki her ülkeyi ilgilendirmektedir.

Diğer yandan İtalya ve Fransa hem Akdeniz ülkesi olarak hem de bölgedeki enerjiye ilgi duyan büyük şirketleri nedeniyle, Avrupa Birliği (AB) bölgenin petrol ve doğal gazının ulaşacağı esas pazar olması nedeniyle, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) de enerji egemenliği mücadelesindeki pozisyonunu sürdürebilmek için Doğu Akdeniz’deki bu çarpışmanın boylu buyunca içindedir.

Kuşkusuz başka aktörler de var:

RUSYA’NIN DOĞU AKDENİZ İLGİSİ

Rusya, Doğu Akdeniz’deki bu mücadeleyle yakından ilgili bir ülke…

Moskova hem doğrudan Suriye’de sahada olduğu için hem de Libya’daki mücadelenin bir parçası olduğu için Doğu Akdeniz’le ilgili. Nitekim Doğu Akdeniz ülkesi Suriye’de deniz üssünü geliştiren ve bölgede geçen ay bu ülke ile askeri tatbikat yapan Rusya, Doğu Akdeniz’deki filosunu büyütmeye çalışıyor.

Ancak enerji-politik açıdan da Doğu Akdeniz konusu Rusya’yı çok yakından ilgilendiriyor. Şundan:

Avrupa’nın en büyük enerji tedarikçisi Rusya’dır. Bu durum ABD’yi oldukça rahatsız etmektedir. Zira ABD, Rusya’nın Avrupa üzerindeki enerji tekelinin bir siyasi nüfuza dönüşeceğinden kaygı duymaktadır.

ABD o nedenle Rusya’dan Almanya’ya uzanan Kuzey Akım-2 projesini engelleyebilmek için her yolu denedi. Ancak başaramadı.

Washington Avrupa’nın Rusya’dan enerji tedarikini azaltmak için öncelikle kendi kaya gazını, sıvılaştırılmış doğal gazını Avrupa’ya ihraç ederek azaltmaya çalıştı, çalışıyor. Ancak bunun yeterli olmadığı ortada.

İşte Doğu Akdeniz doğal gazı bu açıdan önem kazanmış durumda.

Dolayısıyla Doğu Akdeniz’in enerji-politik mücadelesi Rusya’yı yakından ilgilendiriyor. (Türkiye’nin o nedenle Rusya’yla birlikte hareket edebilmesinde sayısız yarar var.)

ÇİN’İN DOĞU AKDENİZ İLGİSİ

Doğu Akdeniz’le ilgili bir diğer büyük güç ise Çin’dir. Dünyanın en büyük enerji ithalatçısı durumundaki Çin’i, bu konumu nedeniyle kürenin her tarafındaki enerji-politik mücadele ilgilendirmektedir.

Diğer yandan bölge, Çin’in 2013 yılında ilan ettiği “Kuşak ve Yol İnisiyatifi”nin Deniz bölümünün, yani 21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu’nun güzergâhı üzerinde olması bakımından da kritik önemdedir.

Beijing yönetiminin bölgeye ilişkin politikası, genel dış politikasıyla oldukça uyumlu seyretmektedir:

1) Birbiriyle mücadele eden ülkeler de dâhil, bölgenin her ülkesiyle ilişki kurmak,

2) İlişkinin merkezine ticareti koymak,

3) Kazan-kazan temelinde hareket etmek…

İSRAİL VE YUNANİSTAN’IN ÇİN ENERJİ-POLİTİĞİNDEKİ YERİ

Tabii ki, Doğu Akdeniz ülkeleri içindeki bazıları diğerlerine göre Çin’le ilişkileri bakımından öne çıkmaktadır. Bunlar İsrail ve Çin’dir.

Çin, İsrail ile yapılan 2 milyar dolarlık anlaşma doğrultusunda Hayfa Limanı’nın 2021 yılından itibaren 25 yıl süreyle işletilmesini aldı. Bu durum Washington’u oldukça rahatsız etti.

Nitekim ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo iki ay önce İsrail’i ziyaret etmiş ve bu konuda Tel Aviv yönetimine baskı uygulamıştı: “İsrail’in Çin’le iş birliği yapması, Washington’un Tel Aviv’le önemli projelerde çalışmasını tehlikeye atıyor” (14.5.2020).

Henüz netlik kazanmamakla birlikte, Çin’in Hafya Limanı’na alternatif olarak Suriye’nin Lazkiye Limanı’nı kiralayabileceği de gündemde…

Çin’in Deniz İpek Yolu açısından esas yatırımı ise Yunanistan’ın Pire Limanı’dır. Çin, bu limanın işletmesini 2009’da 35 yıllığına aldı ve burayı dünyanın en büyük 30. limanına dönüştürdü.

DENİZ İPEK YOLU VE İZMİR LİMANI

Türkiye her ne kadar Pekin’i Londra’ya bağlayan Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin kara ayağının üç koridorundan birinde, orta koridorun güzergâhı içinde yer alsa da, benzer bir durum Deniz İpek Yolu’nda sağlanamadı.

Birkaç yıl önce bu konuda doktora tezi hazırlayan bir Çinli akademisyene iki öneride bulunmuştum:

1) Çin, Adana-Ceyhan’da dev bir teknopark açabilir. Böylece Çin, bu teknoparkta montajlayacağı ürünlerini Avrupa pazarına kısa yoldan ulaştırabilir.

2) Çin, Ceyhan Limanı’nı Deniz İpek Yolu içinde önemli bir terminal olarak değerlendirebilir.

Geçen yıl bu önerimi Cumhuriyet gazetesindeki köşemde de ele almış ve şöyle demiştim: “İskenderun Havzası’ndaki bu iş birliği, hem Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji savaşlarında elini güçlendirecek, hem de Çin’e ekonomik kazanç ile stratejik derinlik kazandıracaktır” (Cumhuriyet, 1.4.2019).

Geçenlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, benzer bir öneriyi, İzmir için yaptı. Soyer, İzmir’in “orta koridorun Akdeniz ile buluştuğu yer olduğunu” belirterek, hem Şanghay’da, hem de Chengdu’da bir İzmir Ofisi açmayı planladıklarını belirtti (9.7.2020).

Umarız bu konuda Dışişleri Bakanlığı da devrede olur ve Atina’daki Pire Limanı’nın karşısında, İzmir Limanı da Deniz İpek Yolu içerisinde önemli bir konum kazanır!

Mehmet Ali Güller

https://www.criturk.com/criturk-yazar/mehmet-ali-guller-39/enerji-politik-mucadele-sertlesiyor-162099

CEVAP VER

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.