Sicilya Konuşmaları

0
364

“Dünya büyük, dünya güzel, ama çok canına okunmuş. Herkes acı çekiyor, ama her insan kendisi için, canına okunan dünya için değil. Bu yüzden de dünyanın canına okuyanların sonu gelmiyor.”

“… belki de her insan insan değildir; bütün insanlık insan olmaktan uzaktır.
Yağmurlu bir günde, insanın ayakkabıları delik deşikse ve su alıyorsa; gönlünü belli bir insana kaptırmamışsa, yaşayacağı bir hayatı yoksa; ne başardığı, ne de başaracağı bir şey varsa; ne korkacağı, ne yitireceği bir şey kalmışsa, ve çevresinde dünyadaki kırımı görüyorsa, insanın içine işte böyle bir kuşku düşebilir. Bir insan güler, bir başkası ağlar; ikisi de insandır, gülen insan da hasta olmuştur, hastadır; ama güler, çünkü öteki insan ağlamaktadır. Bu başkalarının canına kıyan, onları yok eden biri olabilir; çaresizlik içinde olup da ötekinin gazetesini ve haber başlıklarını okuyarak güldüğünü gören bir insan ise, gülenin değil, ağlayanın dostluğunu arayacaktır. Demek ki, her insan insan değildir. Biri cana kıyıyor, öbürünün canına kıyılıyor; bütün insanlık değil, ancak canlarına kıyılanlar insandır. Bir insanı öldürdün mü, o insan bir insandan fazla bir şey olur. Hasta olan, aç olan insan da daha insandır, açların meydana getirdiği insanlık da daha insandır.”

“Bir çocuğun bütün istediği kâğıt, rüzgâr ve uçurtmasını uçurmaktır. Gidip uçurtmasını havalandırır, ondan yükselen bir çığlıktır bu. Çocuk uzun ve görünmeyen bir iple oradan oraya götürür uçurtmasını, böylece inancı yücelir ve edindiği gerçeklikle beslenir. Ama bu gerçekliği ne yapacaktır sonra. Sonra dünyayı yöneltilen küfürleri, saygısızlığı, köleliği, insanlar arasındaki haksızlığı, insanlık ve dünya adına ölümlülerin kutsallığına nasıl saldırıldığını öğrenir. Bu durumda, o gerçekliği her zaman korusa bile, ne yapabilir? Ne yapabileceğini sorar kendi kendine. Ben de sorduydum ne yapabileceğimi. Ben ne yapabilirdim?”

 

Sicilya Konuşmaları

CEVAP VER