Soruyorum bu 390 milyar doları ne yaptınız

0
614

90 yılda ne kazanmışsak tamamını yaklaşık 70 milyar dolara sattınız..

Madem ultra baskın seçime gidiyoruz, o halde bir özet bilanço çıkaralım: 16 yıl iktidarda kalan AKP döneminde, ülkemizin refahı, huzuru, medenileşmesi ve kalkınması adına ne kazandık, ne kaybettik?

Önce kazandırdıkları:

Bir-iki köprü, viyadük, her yıl onarıma ihtiyaç duyan duble yollar, bazı havaalanları, bazı hastaneler, çok katlı binalar, ortaokul kalitesine bile ulaşamayan güya üniversiteler ve bir kaçak saray… 16 yılda belli başlı kazancımız bunlardan ibaret ama yine de haksızlık etmeyelim; yazmaya değer bir şey varsa lütfen ilave edin de utanalım, dişimizi kıralım!

Ve kaybettirdikleri:

Bir; bir istediyse on verdikleri FETÖ’nün devlet ve sivil toplum yaşamımız üzerindeki tahribatı!

İki; iftira, kumpasla içerde tutulan Atatürkçü subay, gazeteci ve aydınların dramı… İnsanlık dışı işlemlere muhatap olan insanların intihar ederek canına kıyması… Gezi Parkı eyleminde “yeter artık” diyen gençlerimizin katledilmesi!

Üç; 17-25 Aralık 2013 skandalı! Duyduklarımız, ağzımız açık izlediklerimiz ve devlet adamlığı algımızın yerlere paspas olması! “Siyasetçi yalancıdır, siyaset kötüdür, asla güvenmeyin” algısının yerleşmesi…

Dört; ortaklığın bozulmasından sonra FETÖ örgütünün darbeye kalkışması…

Beş; demokrasinin nimetlerinden yararlanıp iktidar olan AKP’nin, demokrasiye kurşun sıkar gibi tek adam rejimini bir bakıma diktatörlüğü inşa etmesi…

Altı; yargı, yasama, yürütme ve medyanın, yani güçler ayrılığı ilkesinin, yani demokrasinin “olmazsa olmazı” denilen unsurlarının içinin boşaltılması, göstermelik hale getirilmesi… ATV ve Doğan medya grubunun devlet bankalarından verilen usulsüz kredi ve kamu kurumlarından beslenen kişilerden alınan rüşvetlerle satın alınması, medya tekeli oluşturulması ve doğrudan AKP’nin emrine girmesi.

Yedi; ahlaksızlığın ve çocuk tecavüzünün tavan yapması! Yargıda “FETÖ borsası” oluşması… Osmanlıda ve şeriat hukukuyla yönetilen ülkelerde bile görülmeyen din simsarlığı… Laikliğin şeytanlaştırılması, tasfiye edilmesi ve kadın acziyetinin simgesi olan türbanın kamu kurumlarında egemenlik kurması…

Sekiz; üniversitenin, bilim adamlığının, öğretmenliğin, kariyer ve liyakatin değersizleştirilmesi…

Dokuz; Sn. Erdoğan’ın “diploması var mı, yok mu” tartışmasına kesin bir açıklık getirememesi ve “acaba o makamda, makamın yasal şartlarını yerine getirmeden mi oturuyor” kuşkusunun devam etmesi. Bilimin, aklın ve özgürlük taleplerinin “yasaklanması!”

On; siyasette yalanın, rüşvetin, irtikâbın yaygınlaşması, sıradanlaşması. Devletin itibarsızlaştırılması…

On bir; AKP yöneticisi avukatların yargıç olarak atanması!

On iki; Tüpraş, Türk Telekom, Petkim, Tedaş, Tekel, Etibank ve İştirakleri, THY, Erdemir, Seka, Sümerbank, Petrol Ofisi, Et Balık Kombinaları… Gübre San. AŞ, Şekerbank, Sümer Holding ve taşınmazları, Denizcilik İşletmeleri, feribotlar… İskenderun Demir Çelik, Divriği ve Hekimhan Madenleri, Seydişehir Alüminyum, Tuz İşletmesi, çimento fabrikaları… Borçelik, Spor Toto, Murgul Bakır İşletmesi, adını saymadığım pek çok maden alanı, elektrik dağıtım şirketleri, kamu arazileri, turizm tesisleri, kömür işletmeleri, ormanlar, 2-b arazileri,  fabrika, tesis vb işletmelerin satılması…

On üç; dış borcumuzun 130 milyar dolardan, bugün itibarıyla 450 milyar dolara çıkması. 1,5 TL olan doların, 2018 Nisan ayı itibarıyla 4 TL’yi aşması…

On dört; mezhepçi politikaları nedeniyle çevremizdeki ülkelerle “kanlı-bıçaklı”duruma gelinmesi…

On beş; ülkemizin beka sorunuyla (varlık-yokluk) karşı karşıya bırakılması. AB hayaline veda edilmesi…

On altı; MİT TIRlarıyla Suriye’ye götürüldüğü iddia edilen silah ve mühimmatın hangi örgütlere verildiğinin açıklanmaması. Meşru Suriye Devleti yerine, Suriye’nin “terörist” ilan ettiği unsurlarla işbirliği yapılması.

On yedi; “Alevi-Sünni” diyerek, bu terimi tekrar tekrar dile getirerek ülke tarihinin en derin, en tehlikeli toplumsal kutuplaşmasına neden olunması. Alevilerin devletten tasfiye edilmesi…

On sekiz; Ensar Vakfı’nın Milli Eğitim’de tam egemenlik kurması, din dersi istemeyen Alevilerin AİHM’nden olumlu karar almalarına karşın AKP Hükümetinin kararı uygulamaktan kaçınması, din dersi saatinin 3 kat arttırılması…

On dokuz; Sivas katliamı davasında katilleri savunan avukatların APK iktidarında el üstünde tutulması, devletin en üst kademelerine getirilerek ödüllendirilmeleri.

Yirmi; taşeronlaşma, emek sömürüsü ve işçinin köleleştirilmesi. Sahici sendikaların tasfiye edilip yerine sarı sendikaların kurulması! Gelir dağılımı dengesinin zenginler lehine anormal büyütülmesi…

VE BİR SORU:

90 yılda ne kazanmışsak tamamını yaklaşık 70 milyar dolara sattınız. Üstüne de 450-130= 320 milyar dolar borçlandınız. Buna kamu varlıkları satışından elde edilen miktarı da ilave ettiğimizde 70+320= 390 milyar dolar eder. Şimdi soruyorum bu 390 milyar doları ne yaptınız, nereye harcadınız?

Fabrikayı, tesisleri, limanları, arsaları, bankaları, madenleri, akarsuları sattınız; köprü, havaalanı, duble yol, çok katlı binalar, saraylar, süslü kamu binaları yaptınız (ki, onlar da bizim değil yabancı şirketlerin) öyle mi; bu kadar mı?

Başka sorum yok, sorsam da kıymeti yok, yazıklar olsun!!!

Demokratik kazanımlarımızla birlikte maddi kazanımlarımız da uçmuş!

Bilançonun hülasası şu; ses çıkarmaz hukukumuza bigâne kalmaya devam edersek bu yağmayı, talanı ve zulmü hak etmiş olacağız ve bu bizim sonumuz olacak. O halde ya insan onuruna yakışan şartlarda yaşamak adına dişe diş mücadele edeceğiz, ya da onur, şeref, özgürlük, laiklik, demokrasi iddiamızdan vazgeçip bu rejime boyun bükeceğiz! O halde bu baskın seçim, “namussuzlar kadar namusluların da cesur olmaları” gereken bir durumdur ve son şansımızdır!

Çünkü az buçuk demokrasinin tadına varan, deneyimleyen, serbestçe yazan-konuşan, demokratik tepkisini gösterebilen insan, böyle aşağılık bir rejime ve hukuksuzluğa rıza göstermez, boyun eğmez.

Çünkü insan, koyundan, sığırdan, robottan farklıdır; sorgular, eleştirir!

Çok açık ki, 24 Haziran’da önümüze konulacak sandık, günümüzle birlikte geleceğimizi de belirleyecektir. Ve bu seçimde de sandığa sahip çıkmaz haklarımızı koruyamazsak, özgürlüğümüzle birlikte ülkede yaşam hakkımızı kaybedeceğiz!

Murtaza Demir

Odatv.com

CEVAP VER