Türkiye’de Güzellik Yarışmalarının Tarihi

0
1269

Yok edilmek istenen,Ulusal kültürümüzün Cumhuriyetin kuruluşundan sonra ki,sürecinde güzellik yarışmaları, gelenek ve göreneklerimizle birlikte köklü değişimleri beraberinde getirmiştir.

guzellik yarismalari

İlk kez Cumhuriyet Gazetesi’nin 4 Şubat 1929 tarihli sayısında “Türkiye’nin en güzel kadını acaba kimdir?” sorusu ile gündeme getirdiği ve Türk milletinin güzelliğini dünyaya gösterme amacıyla katılımı organize ettiği güzellik yarışmaları ile Türkiye’de artık Batılı anlamda bir hayat tarzının başlamış olduğunun uygar dünyaya gösterilmiş olması amaçlanmıştı.

Türkiye’nin ilk güzellik yarışması, 1925 veya 1926’da İpek Film Şirketi tarafından düzenlenmişti. Melek [bugünkü Emek] Sineması’nda yapılan yarışmayı sinemanın yer gösterici kızlarından Matmazel Araksi Çetinyan kazanmıştı. Ama basın, organizasyon bozukluklarını bahane ederek yarışmayı geçersiz saymıştı.

araksi cetinyan

Araksi Çetinyan

Amacı Türkiye’de kadının değişen yerini, ülkenin modernleşen yüzünü dünyaya göstermek olan ilk güzellik yarışması 1929 yılında Cumhuriyet Gazetesi tarafından düzenlenmiş, ön elemelere 125 yarışmacı katılmıştı. 25 Şubat 1929’da Cumhuriyet’te yapılan duyuruda katılma şartları şöyle sıralanmıştı:

1) Müsabakaya 16 ila 25 yaş arasındaki her namuslu Türk kızı iştirak edebilir. Irk, din ve mezhep farkı aranmaz.
2) Bar kadınları müsabakaya katılamaz.

1 Ağustos’ta açıklanan sonuçlara göre, halk 1121 oyla Mualla Suzan’ı birinci seçmişti. Gazete 400’ün üzerinde oy alan 48 yarışmacının büyük jüri önüne çıkmasına karar verdi. Daha önce yarışma günü ilan edilen 30 Ağustos’un Zafer ve Tayyare Bayramı olduğunu yeni fark eden yöneticiler yarışmayı 2 Eylül’e aldılar.

hicran hanim

Hicran Hanım

Okuyucuların oyları ile belirlenen 48 aday büyük jürinin önüne çıkmaya hak kazanmış, şimdiki TV izleyicileri gibi o dönemin okuyucuları da yarışma sürecine dahil edilmişti. Sayısı yarışmacılardan fazla olan jüride dönemin ünlü edebiyatçı ve sanatçıları biraraya gelmişti. Aralarında Abdülhak Hamit Tarhan ve eşi Lüsyen Hanım, Halit Ziya Uşaklıgil, Peyami Safa, Cenap Şahabettin, Hüseyin Rahmi Gürpınar, İbrahim Çallı, Vasfi Rıza Zobu, Zekeriya ve Sabiha Sertel gibi isimlerin olduğu büyük jüri 60 kişiden oluşuyordu.

Final yarışması Cumhuriyet Gazetesi’nin üst katında yapılmış, birinci olarak Hicran Hanım seçilmiş ancak ama kısa süre önce nişanlanmış veya evlenmiş olduğu ortaya çıkınca diskalifiye edilir. Bu kez 11 numaralı Feriha Tevfik birinci seçilir. İkinciliği Semiye Hanım, üçüncülüğü ise gayri resmi yarışmada birinci seçilen Araksi Çetinyan kazanır.

feriha tevfik hanim

Feriha Tevfik

Mizah dergisi Karagöz ise 9 Şubat 1929 tarihli sayısında işi şöyle alaya alıyordu: “Cumhuriyet refikimiz Dünya Güzellik Müsabakası’na Türk kadınlarının girmesini istiyor. Öyle ya her millette güzel var da bizde yok mu? Yok ne demek! Öyleleri var ki bir gülüşle bin gönül fethederler, öyleleri var ki bir bakışla bin can yakarlar. Daha neler, ne fettanlar, ne dilberler, ne dilbazlar var, var ama bunlar bize, bizim gönlümüze göredir. Ölçüye uymaz, metroya, santime gelmezler. Malum bizim bedenlerimiz alafranga değil alaturkadır, sporsuz, gelişi güzel büyüdüğümüz için hepimiz biraz göbekliyiz, vücudun ölçülü güzelliğine o kadar ehemmiyet vermeyiz, bizde güzellik şunlardır: Kaş, göz, gerisi söz. Müsabaka heyeti evvela ölçüp biçtikten sonra hesaba uygun olanları müsabakaya sokacaklar. Haydi efendim, haydi, onların arşınına göre bizde kumaş yoktur…”

feriha tevfik

Feriha Tevfik

İlk elemesi 9 Ocak 1930 tarihinde yapılan ikinci Türkiye Güzellik Kraliçesi yarışması için Cumhuriyet Gazetesi günümüzde de geçerli bir slogan bulmuştu: “Bugün meçhul bir kız iken yarın meşhur bir şahsiyet olmak fırsatı karşınızda duruyor.” Ayrıca yarışma Türkiye’nin propagandası açısından ulusal bir görev olarak tanıtılıyordu. Yarışmaya ilk aşamada 42 aday katılmış ve 22 güzel son elemeye kalmıştı. Büyük jüride yine Abdülhak Hamit, Köprülüzade Mehmet Fuat, Şükûfe Nihal, Hüseyin Rahmi gibi isimler vardı. 12 Ocak’ta yapılan finalde Mübeccel Namık birinci olurken, bir önceki yılın birincisi Feriha Tevfik ikinci seçilmişti.

mubeccel namik hanim

Mübeccel Namık

Fransa’daki yarışmaya gönderilen Mübeccel Namık ve aynı şekilde Amerika’ya gönderilen Feriha Tevfik’in dereceye girememesi yarışmaya olan ilgiyi azaltmış ama yarışmalar devam etmişti. Üçüncüsü 1931’de yapılan yarışmada muallim Naşide Saffet birinci, Güzel Sanatlar Mektebi öğrencisi Saniha Hanım ikinci olmuş ama bu durum kamuoyunda büyük rahatsızlık yaratmıştı. Naşide Hanım’ın öğretmenlikten atılacağı söylentileri kulaktan kulağa yayılırken, Falih Rıfkı 26 Ocak 1931 tarihli Milliyet’te şöyle diyordu: “Güzellik temiz ve asil bir şeydir. Fakat muallimlikle bu müsabakalar arasında bir tezat olduğuna da şaşmamak lazım gelir. Eğer Maarif Vekilliği deniz esbabı ile dolaştırılmış, ayak bileği, kalçası ölçülmüş ve talebeleri tarafından gazetelerde çıplak resmi görülmüş bir hoca hanımı sınıf içinde biraz garip bulursa eski kafalık göstermiş olmayacaktır.”

naside saffet

Naşide Saffet Hanım

1932 yılındaki yarışmayı kazanan Keriman Halis’in [Ece] Temmuz ayında Belçika’da yapılan yarışmada birinci olması ulusal bir sevince dönüşmüş, Keriman Halis’e Atatürk tarafından Ece soyadı verilmişti. Cumhuriyet Gazetesi ertesi gün bu olaya büyük yer ayırarak özel baskı yapmış, gazetenin en önemli konularından biri güzelimizin batılı güzellerle kıyaslanması olmuştu. Gazeteler Keriman Halis’in hususi özelliklerini saymakta yarışıyorlardı: “Feyzi Ati Lisesi’ne gitmiş ve orta tahsilini orada yapmıştır, biraz Fransızcası olan müzik aletlerinden en çok piyanoyu seven ve piyano çalan bir kızdır, ama asıl başarısı iyi bir ev kızı oluşundadır, akrabalarının tarifiyle dehşetli bir ev kadınıdır, ev işleri ona fevkalade büyük zevk vermektedir. Çok iyi yemek yapar ve harika dikiş diker.”

Güzellik yarışması Türk kadınının ne denli modernleştiğinin ve batılı kadınlardan hiçbir farkının kalmadığı yolundaki dönemin resmi görüşünü kanıtlamada misyonunu yerine getirmişti. Üstelik 1932 yılında Keriman Halis Ece’nin dünya güzeli seçilmesi bu görüşün tasdiki anlamına geliyordu.

keriman halis ece

Keriman Halis

Yarışmayı gören Halit Turhan Bey’in hatıralarında şöyle anlatıyor: “Yarışma gününde jürinin önünde kızlar birer birer geçip giyimleriyle, bakışlarıyla, tebessümleriyle puan toplamaya çalıştılar. Jüri salona geçip, puan değerlendirmesi yapmak istedi. Başkan kürsüye geçerek “Sayın jüri üyeleri, bugün Avrupa’nın, Hristiyanlığın zaferini kutluyoruz. 1400 senedir dünya üzerinde hakimiyetini sürdüren İslamiyet artık bitmiştir. Onu Avrupa bitirmiştir. Bir zamanlar sokağı bile pencere arkasından seyredebilen Müslüman kadınların temsilcisi Türk güzeli Keriman mayo ile aramızdadır. Bu kızı, zaferimizin tacı kabul edeceğiz, onu kraliçe seçeceğiz.” demişti.”

1933 yılında düzenlenen son güzellik yarışmasını kazanan Nazire Hanım’ın seçilişiyle ilgili şike dedikoduları çıkması üzerine, romancı milletvekili Aka Gündüz “Güzellik müsabakaları men edilecek. Bu gibi müsabakalar Monmarter kabarelerinde oluyor. Temiz Türkiye buna müsait değildir. Artık müsabakaların yapılmaması için bir kanun layihası teklif edeceğim” demiş ve 1950’ye kadar bir daha yarışma yapılmamıştır.

nazire hanim ve peyami safa

Nazire Hanım ve Peyami Safa

nazire hanim

Nazire Hanım

1933’ten sonra uzun bir ara verilen güzellik yarışması 1951 yılında tekrar düzenlenmiş, Günseli Başar Türkiye güzeli seçilmiştir. 1952 yılında İtalya’nın Napoli kentinde yapılan güzellik yarışmasında Avrupa güzeli seçilerek Avrupa’da güzellik unvanı kazanan ilk Türk kızı olmuştur.

gunseli basar hanim

Günseli Başar

Kaynak
Güzellik Yarışmalarının Türkiye’deki Moda Bilincinin Oluşumuna EtkileriCumhuriyet’in İlk Güzelleri