Bu yazı Atatürk’e saldırmayı bir hüner sananlara

0
633

Atatürk’e saldırmayı bir hüner sanan o “okunup üflenmiş, kara büyü yapılmış” sahipsiz, bilgisiz vatandaşlarıma özel bir yazı yazmayı çok istiyorum…

Atatürk’e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği”

Prof. Ahmet Taner Kışlalı’nın ünlü kitabının adı.

Basım yılı 1993…

İmge Kitabevi tarafından yayınlanmış, aynıl içinde 4 baskı yapmış. Ben 4. baskıda yakalamış almışım.

“CUMHURİYET’İMİZİN 70’inci YILINA ARMAĞAN” olarak basılmış.

Sevgili ve rahmetli, Demokrasi ve İnsan Hakları şehidimiz,

(1999 yılında, Atatürk, insanlık ve Türkiye düşmanları tarafından arabası üstüne bomba tuzaklı bir paket konularak, haince öldürülmüştü.) kitabına “Atatürk’e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği” adını verirken, Paris Üniversitesi’nde Anayasa ve İnsan Hakları Hukuku öğrenimini yapmış. Bu konuda Fransızca, Türkçe kitaplar yazmış, dersler vermiş. Ecevit Hükümetlerinde Kültür Bakanlığı yapmış bir bilim adamı inceliğiyle,  kabalık yapmış olmamak için bu hain davranışa “hafiflik” diyor…

Onun yerinde, bir Osman Bölükbaşı, bir Alpaslan Türkeş, bir Kamer Genç olacaktı ki.. Bak, ne sıfatlar konduruyorlardı o şerefsizlere…

Atatürk’e saldırmayı bir hüner sanan o “okunup üflenmiş, kara büyü yapılmış” sahipsiz, bilgisiz vatandaşlarıma özel bir yazı yazmayı çok istiyorum.

Şimdilik iki kısa yazım olacak, bence çok önemli. Çerçeve içinde, evimizde en görülür yere. yâni, Atatürk resminin bulunduğu köşeye asılacak türden…

BATI’NIN AYDINI NE  DİYOR O’NUN İÇİN.

Belçikalı bir tarihçi-yazar;

TÜRKLER…  ATATÜRK’Ü ALLAH’A KALAN HERŞEYİ DE ATATÜRK’E BORÇLUDURLAR!

***

 “YALNIZ ADAM” MIYDI? EVET!

Yıl 1947-48… 2’nci Dünya Savaşı biteli 2 ya da 3 yıl olmuş.

Babamın memuriyeti gereği Kayseri’deyiz. Ben, orta 3’teyim.

Evdeyim, müzik öğretmenimin basacağı kitabına resimler çiziyorum.

Radyo açık, tek yayın organı Türkiye Radyosundan bir kadın röportör, Atatürk’ün yakını aydınlarımızdan ve Büyükelçi’lerimizden ünlü romancı Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile görüşme yapıyor.

Karaoosmanoğlu, bire bir yaşadığı anıları anlatıyor, Atatürk’ün nasıl olağanüstü bir zeka ve kültüre sahip olduğunu. Herkesin pek bilmediği, O’nu benzersiz yapan  özelliklerini açıklıyor.

Kadın, ya da genç kız, soruyor:

-Efendim, çevresinde, çok değerli Türk aydınları vardı. Sizin gibi,  Ruşen Eşref Bey gibi.. Mazhar Müfit Kansu Bey gibi. Yunus Nadi Bey gibi. Zaman zaman, bâzı konularda onu aydınlatmak için sizlerin  bir etkiniz, katkınız olmuş olabilir mi?

Yakup Kadri Bey birden parlıyor:

Yahu, kızım, sen neden bahsediyorsun? Ne aydınlatması?  Adam.. ( Evet, bütün nezaket kurallarını, politikacı inceliğini unutup “adam” dedi..)

Adam, her konuda bizlerden yarım asır önde !.. Bizim onun dünya görüşüne, düşünce tarzına  ne biçim etkimiz, nasıl bir katkımız olabilirdi ki !

Evet! En yakınındaki, Türkiye’nin en seçkin aydınlarından bile yarım yüzyıl önde giden bir “benzersiz” Devlet Adamı “yalnız” olmaz olur mu ?

****

Suat Yalaz